Share | 
 

 ugh koreans

View previous topic View next topic Go down 
Dane Benford
slytherin vi. sınıf slytherin vi. sınıf
avatar
Gerçek İsim : volk

PostSubject: ugh koreans   Sun Jun 22, 2014 3:24 pm

Dane Benford’un gözleri Pamuk Prenses’in gerçek yüzünü ifşa eden kitabın yüz elli yedinci sayfasının satırları arasında dolaşırken kitabı rafa geri koyup koymamak konusunda kararsız kaldı. Sonra sadece saçmalıklarla ve gerçek aşkın öpücüğünün özellikleriyle dolu bu kitabı yanına almaya karar verdi çünkü Dane biraz işsiz olabilirdi. Tamam, her zaman işsiz değildi. Genelde işi konuşurken ifadesiz kalmak ve komik esprilere asla gülmemek oluyordu ama şu an yapacak hiçbir işi yoktu bu yüzden muhtemelen akıl sorunları olan birinin kaleme aldığı bu kitabı okuyarak zamanını öldürebilirdi. Zaten Pamuk Prenses’i de hiç sevmemişti. O Kötü Kraliçe’nin tarafındaydı. Ona göre uyku lanetini yapması için kendi haklı nedenleri vardı kadının ve hayır, bunda geçen yaz anneleriyle bir gün boyunca Once Upon a Time maratonu yapmış olmalarının hiçbir etkisi yoktu. Yine de dizideki Pamuk Prenses’in daha prenses olmasını dilerdi. Zaten Shelby Benford’un verdiği spoiler ile her şey mahvolmuştu – ağzından kaçtığına yemin etse de sabah çöpü çıkarmayı unuttuğu için bunun kendisinden intikam almanın bir yolu olduğunu anlamıştı oğlan. Ardından odasına çıkmış ve yine en az bu kitap kadar absürt bir şeyle günü bitirmişti. Dane Benford kesinlikle kendisine daha fazla yarar sağlayacak bir hobi edinmeliydi. Hayır, Esther Benford’un önerilerinin hiçbiri hoşuna gitmemişti.

Oturduğu masada kitabına devam eder ve otuz sayfa daha okumuş iken yanına gelen Daniel ile kitabın kapağını kapadı ve bu sırada fark etti yan masada konuşulanları. İstemeden kulak kabarttı çünkü meraklıydı ve başkalarının işlerine maydanoz olmaktan çekinmezdi. Hele ki bu kendi düşüncelerine aykırı bir şeyse, durdurun onu durdurabilirseniz. Zaten durmamıştı ve Daniel’dan ensesine bir şaplak yiyeceğini bile bile ismini birkaç kez duyduğu ancak şimdi hatırlayamadığı gence doğru dönmüştü tüm bedeniyle, oturduğu uzun tahta sırada. Bunu yapmadan önce “Ne saçmalıyor bu?” diye mırıldanmıştı. Gryffindor armalı gencin söyleyeceklerine devam etmesine biraz daha izin verdi sonra lafa karıştı, utanmadı. Ortada yanlış bir şeyler vardı ve tabii ki bu yanlışı düzeltmek bizim Benford’a kalmıştı! “Pis kokulu ülkeni başka yerde savunsan olmaz mı?” Belki biraz kaşlarını çatmıştı sinirden ancak surat ifadesinde belirgin bir değişiklik yoktu, ses tonu alçaktı çünkü kütüphane kuralları... “Söylediklerin dinlenmeye değer, doğru şeyler olsa bari.” Belki bilmezdiniz ama Dane Benford anavatanını pek bir sevmezdi. Avrupalı bir aile tarafından büyütülmüştü ve anne babasının ölmediğini, onu küçük yaşta yetimhaneye bizzat bıraktıklarını öğrendiğinde ülkesine ve insanlarına olan bu nefreti katlanmıştı. Öfkesine maruz kalmayan birkaç istisna vardı – örneğin; böyle şeyleri adeta umursamayan Daniel Kim. Muhtemelen şu an arkasında Dane’i bu yaptıklarından dolayı nasıl pataklayacağını düşünüyordu ancak şimdilik derdi o değildi gencin. Dane Benford, bunun yerine - ve kesinlikle Gryffindor’un inkar edilemez güzelliği yerine, onun ne kadar yanıldığına odaklanmıştı. (inş)
Back to top Go down
Guest
Guest

PostSubject: Re: ugh koreans   Sun Jun 22, 2014 7:18 pm

Raflardan sihir tarihinin en civcivli konularını daha da civcivlendirerek anlatan kitabı uzun bir süre arayıp bulduğunda büyük bir nefes vermişti Daniel. Çünkü sihir tarihi dersi normalde onu yeterince yormuyormuş gibi bir de bu kitabın ismini benzer isimlerde, benzer kaplı kitaplar arasında aramak germişti. Evet, Daniel gerilmişti. Sihri, güzel notları severdi ama sihir tarihi dersi onu en az normal muggle tarihi kadar geriyordu. Tamam uzaktan gayet zararsız bir dersti -hatta bazı konular gayet hikaye gibiydi ama, hadi elleri semaya merlini sorgulamak için kaldıralım, tarihleri yılları ezberlemek kimin favori hobisi olurdu? Hobi diyordu çünkü hobi boş zamanlarında yapılan şeydi ve sihir tarihi Daniel'in bayağı bi' boş zamanını yiyordu. Nihayet bulduğu kitabı ellerine alıp kendini inanmak başarmanın yarısıdır, kitabı bulmak da öyle lafıyla avutup Dane'in olduğu masaya oturdu. Dane'in hangi kitabı okuduğunu bilmiyordu, umursamadı. Özel hayata saygı duyacaktı. Sessizce aldığı kitabın kalın kapağını açıp nereden başlaması gerektiğini bilmeden baktı önündeki üç basamaklı en büyük sayıya yakın sayıda sayfaya. Dane o sırada hemen yanlarındaki konuşmaya dikkat kesilmeye başlıyorken, Daniel de akıllıca bir kararla madem başlayacağım o zaman bence ilk sayfadan başlanıyordur diyerek ilk sayfadan başlama kararı aldı. Bu defa Daniel'ın günahını almamalıydık, eğer Dane mırıldanıp dikkatini dağıtmasaydı bu defa, belki de bu defa sihir tarihini anlayabilirdi. Ama Dane mırıldandı, Daniel de masa arkadaşının -örnek bir gryffindor olarak kankasından başka en çok slytherin kankalarıyla takılırdı elbette ki- sesiyle başını hafifçe kaldırdı eğdiği kitaptan. Göz ucuyla önce Dane'e sonra da çocuğun baktığı yere çevirdi bakışlarını. Çocuğun neden mırıldandığını anlayamamıştı. Tam olarak yüz ifadesini göremediği için de ilkinde sürpriz sınav gibi bir şey olduğundan şüphelendi. ya da başka şaşırtıcı bir haber duymuştu? Durumu merak edip gözleriyle daha dikkatli süzdü göz kontağının alakasıyla, Dane'i ve- oh, demek yine bir polemiğe şahit olacaktı? Yo, lütfen, Dane daha iki dakika önce uslu uslu oturuyorken bir anda kavga başlatmayacaktı değil mi?

Dane'in Jae'ye laf atışı açık hakaret seviyesine ulaşınca zaten başından beri kendisinden elektrik alamadığı kitabın kapağını sessizce kapattı. Kulakları söylenecek şeyleri anında duymak için açık, gözleri Jae'ye bakıyordu. Evet, Daniel, Dane'in laf attığı kişiyi de tanıyordu çünkü Daniel aslında şu her lisede olan hafif kilolu ve herkesi tanıyan/herkesle alakası olan kızdı. Sorsanız ilişki durumlarının son 5 yıllık tahlilini de çıkartırdı. Gerçi bunları kasten bilmezdi, bilir miydiniz? Sadece bazı sabahlar uyanıyordu ve ortak solana inince fark ediyordu ki hiçbirini iplemediği halde nedense tüm okulu tanıyor buluyordu kendini. Bazen, sessiz geceler oturup neden herkesi bildiği konusunda düşünürdü, hayatını sorgulardı, kendiyle konuşurdu ve derdi ki kendine, 5 yıldır bu okuldasın güzelim, elbette bileceksin. Sonuç olarak Daniel beş yıldır Hogwartsdaydı ve zekalıydı. Bu nedenle birisini merak ediyorsanız önce ona sormalıydınız.

Gözleriyle Jae'ye baktı karşılık vermemesi için kendisine telepatik erdem yolluyormuşçasına. Hayır, niye çevresindeki her arkadaşı sağa sola salça olmaya bu kadar meraklıydı? Dudaklarını kasıp "aferin süpersin iyi yaptın Dane" bakışı attı çocuğa. Şuradan çıkınca ilk işi Ray'in "Bugün hiçbir şeye ve hiç kimseye sinirlenmeyeceğim yemin ederim, yemin ettim artık sinirlenmemek zorundayım" yazısının daha büyük puntolu halini çerçeveletip Dane'e vermek olacaktı.
Back to top Go down
Pan Jae
gryffindor vi. sınıf gryffindor vi. sınıf
avatar
Gerçek İsim : volk

PostSubject: Re: ugh koreans   Sun Jun 22, 2014 9:15 pm

Pan Jae o sabah kalktığında kütüphaneye gidecek olursa ülkesine pis kokulu diyecek biriyle karşılaşacağını sanmamıştı ama kütüphaneye gideceğini de sanmıyordu zaten. Hayat. Bahçeye çıkacakken Gaylord'un arkadaşları kaşarleydilerin Southern All Stars'ın K-Pop grubu olduğunu söylediklerini duymasıyla başlamıştı her şey. "Hayıır," demişti birden diplerinde bitip. Kaşları hâlâ duyduklarının şaşkınlığıyla kalkıktı ve gözleri bile büyümüş olabilirdi. "Southern All Stars bir Japon grubu. Bunu açıklamaya bile utanıyorum ama yine de nasıl ayırt edeceğinizi anlatacağım bayanlar, üzülmeyin." Kova insanıydı, anlarsınız ya. Yüzünde her şeyin en iyi ve doğrusunu ben bilirim ifadesi vardı artık, peş peşe sıralayacağı onca kelimeden önce derin bir soluk alma hakkı tanıdı kendisine ve başladı: "Koreliler, Çinlilerden de Japonlardan da uzun, yakışıklı ve karizmatikler. Bunların hepsi kanıtlanmış şeyler, gayet objektif konuşuyorum. Bizim dilimiz biraz daha serttir, sakin değiliz ama iyi insanlarız, korkmayın. Bayağı şık giyiniyoruz, geçtim Japonları siz bir elde şampanya, bir elde Fransız filmi Avrupalılardan bile daha şık giyiniyoruz. Bence kabul edin, etmeseniz de öyle ama cahil görünmeyin diye söylüyorum," İşte böyle böyle cümle sonunu da uzata uzata ve bu ikileme olayını Nolan'dan kapa kapa kızların peşinden kütüphaneye kadar gelmişti. Galiba çocuk en azından kütüphanede susar diye düşünüp koca okulu yürümüşlerdi ama susmak Jae'nin kitabında yazmıyordu, bilmiyorlardıysa seve seve öğretirdi. Ve artık inanırsınız herhalde, öğretti de. Susmadı be. Ta ki-

"Pis kokulu ülkeni başka yerde savunsan olmaz mı?" O nasıl bir ışık hızında kelimeleri yutmaktı Jae, cümleten afiyet olsun. Başını yana yatırıp sesin kaynağına döndü, dudağını dişlemişti. Çocuğun söyledikleriyle görüntüsünü birleştiremedi sonra, PAN JAE'YE BİR ŞEYLER AĞIR GELMİŞTİ. Sartre aşkına, dışarıda bir yerlerde büyük bir tufan kopuyor olmalıydı. Ki kahkaha tufanı da olabilirdi yani, komikti çünkü. "Metrolarımızın ne kadar temiz olduğu hakkında bir fikrin var mı senin?" Daha çok şeyler söylerdi ama terbiyesini bozmayacaktı, Daniel'ın ona attığı hayli mantıklı konuşan bakışlarını üç saniye daha geç fark etse bozardı ama boşverin, sonuç odaklı olmalıydık. "Tıpkı Savaş öncesi Kore gibisin Benford, neyse ki onlar yine de İngilizlerin empoze ettiklerini yüceltip ülkelerine hakaret edecek kadar ucuz değillerdi. Şimdi olduğumuz her şeyi büyükbabam ve onun gibilere borçluyuz ve evet, gurur duyulacak şey. Keşke kanına bu kadar yabancı girmeseydi de sen de farkına varabilseydin." Gülümsedi, çok şefkatli bir gülümsemeydi hakikaten. "Neyse ki şanslısın, bana denk geldin." Bu ne demekti? Şimdi oraya geleceğim ve sana bildiğim her şeyi öğreteceğim Genç Padawan, demekti. Her şeyi mi?

Sevimli sevimli gidip masalarına oturdu. Biraz vahşi bir sevimlilik fakat takdir edersiniz ki. Gözleri parlıyordu yine de konuşacağı fikriyle. Dane de güzel çocukmuş, diye düşünmedi ki her şeyi düşünürdü, bunu nasıl düşünmemişti, garipti. Neyse, şimdi daha ciddi işleri vardı.
Back to top Go down
Dane Benford
slytherin vi. sınıf slytherin vi. sınıf
avatar
Gerçek İsim : volk

PostSubject: Re: ugh koreans   Sun Jun 22, 2014 9:15 pm

Yüzünde yamuk bir gülümseme vardı Slytherin’in çünkü ortalama bir Dane Benford gülümsemenin nasıl bir şey olduğunu bilmezdi ancak bu yamuk gülümsemede ukalalık hakimdi çünkü karşısında bir Koreli geçmiş yalanlar sıralıyordu ardı ardına ve bu yetmezmiş gibi, bir de aynı yalanlardan Dane’e de sıralamış ve masalarına oturmuştu. Konuştuğu kızlar oturdukları masadan merakla onları izlerken Dane surat ifadesinde memnuniyetsizliğini çekinmeden gösteriyordu. Dane Benford belki korelileri sevmemesine rağmen o ırktan insanlarla arkadaşlık yaparak kendisiyle çelişiyor ve dışarıdan da aslında korelileri seviyormuş gibi görünüyor olabilirdi ama işin aslı, korelileri sevmiyordu ve yalnızca birkaç istisnası vardı ve bu istisnalar içinde yer almayan insanlar, ondan izin almadan onların masasına oturamazdı. Yoksa Dane’in midesi bulanır, mazallah kusuverirdi. Ancak ismini bilmediği Gryffindor bunlardan bihaber, karşılarına geçmişti şimdi işte. Daniel yaşananlardan pek memnun değildi belli ki ve Dane’in onun yanında ülkesine laf etmesinden de pek hoşlanmazdı yani herhalde öyleydi çünkü Dane ensesine genelde bir şaplak yerdi böyle olaylardan sonra. Dane çocuğun masaya gelişini iğrenen bir yüz ifadesiyle izledikten sonra ona döndü. Daniel’ın bakışlarıyla yapma mesajları vermeye çalıştığını biliyordu ancak Dane durur muydu? Altta kalmaktan hoşlanmazdı çünkü o bir Benford’du ve o bir İngiliz’di. Kraliçe zamanında keep calm and carry on demiş olabilirdi ancak Dane ne keep calmlayacak ne de carry onlayacaktı. Her şeyden önce, bu kara cahilin yanlışlarını düzeltmeliydi.

“Sen Kraliçe’nin ülkesiyle K- K-" kelimeyi söylemekte zorlandı, yüzü ekşidi, "Kore'yi mi karşılaştırdın az önce? Güneşimiz batmıyor bizim be.” Hahladı ya da hıhladı, öyle bir şey yaptı işte. Vov kibirliyken çok güzel oluyorsunuz Bay Benford. “Ben kimseye hiçbir şey borçlu değilim, özellikle de senin büyükbabana, tamam mı? Onlarsız da şu an olduğum yerde olurdum ben. Belki de daha güzel bir yerde olurdum. Belki de bu tiksinç geni taşımak zorunda kalmazdım.” Başını öne eğip az önce içindeki saçmalıkları okuduğu Pamuk Prensesli kitabın kapağını incelerken mırıldandı. “Biyolojik anne babamın lanetli geni. Bir çocuğu doğurduktan sonra bırakacaksanız, daha en başında yapmamalısınız. Aptallar.” Dane daha Hogsmeade’deki o aydınlanmayı yaşamamıştı ve nefretinin ana nedeninin anne babası olduğunun tam farkında değildi ancak o normalde de kendisiyle ilgili kötü olan şeylerin suçunu anne babasının üstüne yıkmaya bayılırdı. Hep şu genler yüzünden, derdi başarısız olduğunda. Ona göre kendisi Benford annelerinin birinden olsa şu an olduğundan daha muhteşem olabilirdi. Aslında yeterince muhteşemdi ancak bu muhteşemliğini, kanında dolaşan minik koreli alyuvarlar ve akyuvarlar engelliyordu. Korelilerin boy sorununu bilirsiniz, insanları öyleyse kim bilir hücreleri nasıldı? Öyle minicik hücreler neyi başarabilirdi ki?

Aniden başını kaldırdı kitaptan ve çocuğun gözlerini buldu. Şu çocuğun adını ve belki de numarasını kesinlikle öğrenmeliydi. “Kanımdaki yabancı unsurlardan ben gayet memnunum ve bu seni ilgilendirmez, adın her neyse işte. İstediğin kadar konuşabilirsin ama saçmalıklara pek kulak asmam, üzgünüm.”
Back to top Go down
Pan Jae
gryffindor vi. sınıf gryffindor vi. sınıf
avatar
Gerçek İsim : volk

PostSubject: Re: ugh koreans   Sun Jun 22, 2014 10:02 pm

Ortalama bir Pan Jae bir işin peşine düştü mü bırakmazdı ve Dane Benford da bu işlerin başına yerleşmişti bir anda, nedendir bilinmez. Belki de gelecekte beraber minik çekik çocuklar yapacakları içindi, bir Tanrı bilir tabii, bize düşmez. Biraz yüzsüz, biraz yılışık bir şekilde oturmuştu masalarına Jae çünkü bir şeye başladı mı bitirmeliydi ve Dane Benford’la işi hala bitmemişti. Gerçekleri öğrenmesi gerekiyordu oğlanın ve bunu yapabilecek tek kişi de besbelli Jae’ydi. Daniel’a da kızmıştı çokça, madem şu çocukla arkadaştı, neden onu aydınlatmamıştı şu güne dek? İlla Jae mi yapacaktı böyle işleri? Of, zaten tüm günü kaşarleydilere Korelilerle Japonların farkını anlatmakla geçirmişti. Ve ayrıca yanılıyordunuz, kpopçıların estetik ameliyatı geçirdiği falan yoktu. Doğuştan güzeldi, pürüzsüz tenlere sahipti hepsi – sadece Asyalı düşmanı medya televizyonda daha az güzel görünümlü olanları gösteriyordu, o kadar! Bakın, bu da Koreli olmanın faydalarından biriydi. Sivilce mi? Bu kelimenin anlamını sınav stresiyle tanışana kadar bilmiyordu mesela Jae, desek yalan olurdu çünkü kendisi okuyan biriydi ve sivilce kelimesinin anlamını gayet de biliyordu ama demek istediğimiz o değildi işte, yüzünde bir tane bile pürüz bulamazdınız bu çocuğun ve mesela Dane’in. O da mı İngilizliğindendi, ha Dane? İnş İngilizliğindendir.

Çocuğun nefretinin nedenini de biraz olsun anlamıştı ancak direkt yüzüne vurursa ters etki yaratabilirdi bu yüzden yavaş hareket etti. “Önyargılı yaklaşıyorsun, arkadaşım.” Çok ciddi konuşuyordu. İyi politikacı olurdu Jae’den, hem de yalan söylemezdi o. “Belki annenle baban seni bırakmış olabilir, yani söylediklerinden öyle anladım ama bu ırkından nefret etmeni mi gerektiriyor? Ben cevaplayayım, hayır.” Dane Benford ona dikkat vermiyordu bile, kafasını kitaba gömmüştü yine ama Jaeler zekilerdi ve muhtemelen dinlediğini düşünüyordu Dane’in her ne kadar öyle görünmüyorsa da. “Hem madem bizden bu kadar nefret ediyorsun, neden seni çekik olmayan biriyle görmedim şu ana dek?” derken gülümsedi Jae. Dane’in hali komiğine gitmişti; basit bir vakaydı, kolay bir operasyonla halledilebilirdi.
Back to top Go down
Sponsored content

PostSubject: Re: ugh koreans   

Back to top Go down
 

ugh koreans

View previous topic View next topic Back to top 
Page 1 of 1

Permissions in this forum:You cannot reply to topics in this forum
 :: Kütüphane-