Share | 
 

 bahar & yeni har yetmesi

View previous topic View next topic Go down 
Guest
Guest

PostSubject: bahar & yeni har yetmesi   Tue Jul 08, 2014 10:11 pm




BAHAR & YENİ HAR YETMESİ

Lee Seon & Ray Klein & Daniel Kim


MART, 2015 Ray Klein, elindeki kitabına gömülüp çalışmalı. Kütüphane ıssız, yanındaki tek kişiler son senesinde en yakın dostları olacak kadar hayatına girmiş Daniel ve Lee. Hızlı geçen aylar boyunca nasıl bu kadar yakın oldu onlarla o da bilmiyor. Ve açıkçası umursaması gereken asıl cehaleti bu değil; Ray, onlarla ne kadar yakın olduğundan da habersiz.


ÖZETLE:
 


Back to top Go down
Guest
Guest

PostSubject: Re: bahar & yeni har yetmesi   Tue Jul 08, 2014 10:13 pm






Bütün pencereler açılmalıydı; koridorlar, kitaplar da sabah yağmış yağmurdan sonra burnuna gelen toprak kokusunu tatmalıydı o gün. Bahar böylesine cömertken, hazır çoğu öğrenci Hogsmeade'e gitmişken bu günün güzelliklerini elinden geldiğince depolamak istiyordu Ray de. Yorgun zihninin buna ihtiyacı vardı.
Bugün hiç kimseye ve hiçbir şeye sinirlenmeyecekti. Kafası öylesine doluydu ki son zamanlarda, düşüncelerini dinginleştirebildiği o birkaç dakikası epeyi kıymetliydi onun için. O zihinle her şey kavga etmeye, sinirlenmeye, içerlemeye müsaitti. Sinirlenilesi bir şey olmadığını bilse dahi bağırası geliyordu, sinirlenerek üstündeki yükten kurtulabilirmiş gibi, sanki içindeki bu minik ızdırabın ilacı bu çırpınışlarmış gibi- ilk defa bu kadar bilinçli ergenliğini hissediyordu sanki? Her tarafa yazdığı o yeminini tutmak, en çok o ay içerisinde zor geldi Ray'e. Bu nedenle bahara, güneş açmış o öğle saatlerine sıkıca sarıldı çocuk. Kütüphanenin sessizliğine sığındı, olur da yine bunalıyor gibi olacaksa gözlerini yumup derin bir soluk aldı.

Durup dururken düşüyordu aklına; olaylar, sözler, anlam veremediği hisler... Ki anlam veremediği derken kendine yakıştıramadığından değil, sahiden neden hissettiğini, ne anlama geldiğini, isminin ne olduğunu bilmediği duygular aklında dönüp duruyordu demek istiyorduk. Endişe ve sinir Ray için yabancı duygular sayılmazdı. Ancak ikisinin de bu kadar fazla kafasına uğraması çocuğu biraz daha hırçınlaştırmıştı. Her ne gizlenmişse düşüncelerinin ardına, sabretti Ray. Kendini kimi zaman tutamasa da özellikle Daniel ve Seon için; kavgacı, çekilmez biri olarak tanınmaktan çekinerek kendini tuttu, sinirleri bozulduğu zaman da tek başına bir yerlere gitti. Öncekinden daha çok yalnız takılmaya başlamıştı son günlerde. Seon ve Daniel'den uzaklaşmamıştı, sadece sinirinin ceremesini onların çekmesini istemiyordu. Sabrını destekleyecek tek şey ona göre, bir başına kalıp kendini dinlemek olmalıydı.
Sabah bir saat boyunca yağan yağmurdan sonra bulutlar dağılmıştı gökte. Yeni bir yağmur beklemezdi göğün görüntüsünden, pencereden dışarıya bakarsa -belki dışarı çıkardı kütüphaneden sonra, kim bilir? Okuduğu sayfa bitince yenisini çevirdi, yeni sayfayı gözden geçirmeye başladı. Odaklanmak için daha iyi bir ortam olamazdı kütüphanede. İçerisi ferah, hava aydınlık, okul neredeyse bomboş; gel gör ki okuduğu paragrafın sonuna gelince aklının dağıldığını fark ediyor ufak cümlelerde dahi bir an durup ne anlama geldiğini sorguluyordu. Boğazını temizleyip yeni baştan başladı paragrafa, daha kararlı bir şekilde, sınav zamanının geldiğini kendisine hatırlatarak okudu satırları ki yine ergenliği tokatını vurmasın. Birkaç satır geçti, birkaç dakika geçti ve nihayet Ray Klein, istediği motivasyonu kısa sürelik de olsa yakaladı.

Lee Seon sadece birkaç sandalye ötesindeydi çocuğun. Onun ne okuduğunu bilmiyordu -son zamanlarda onun hakkındaki her şeyi bilmek ister olmuştu laf arası. Olur da bilmesine izin verilmezse kızıyor, sanki bu en doğal hakkıymış, onu kimseyle paylaşmamaya birinci elden izni varmış gibi hissediyordu. Bunu hissetmek hiç hoş değildi, böyle hissettiğini bilmek daha da kafa karıştırıcıydı onun için. Ray için kıskanmak ona tanınmamış bir lükstü daima, kıskansa kıskandığı kişi kıskanmasını istemeyecekmiş, kıskanmasını dahi reddedecekmiş gibi gelirdi ona. Kendisinde eğreti hissettiği bu hakka son zamanlarda nasıl direniyordu, bilemezdiniz. Kıskanmaya hakkı yoktu? Nope, bayağı başkasından bir farklılık göremezse içi içini kemirmeye başlıyordu. Özel hakka sahip olmalıydı onun. Bir özelliği olmalıydı. Başkasıyla eşit muameleyi kabul edemezdi. Lee'nin kendisine gösterdiği bir tavrı başkasına yapması kendisine yapılmış bir ihanet gibi geliyordu.
Lee Seon, yavaş yavaş tanıdığı, gülüşlerine, şapşal hareketlerine alıştığı; tüm o yavşaklıklarını bir sorun değil de, bütün olarak varlığına yakıştırıp da sevdiği arkadaşı. Ne zaman kahvaltılarda onların masalarına uğramayı görev edinmişti bilmiyordu; ne zaman dost oldular bir fikri yoktu; onu ilk ne zaman kıskanmıştı, neden kıskanmıştı, kimden kıskanmıştı hatırlayamıyordu. Öyle sinsice yayılmıştı ki hayatına bu ikili, fark edememişti bile. Uzun bir zaman gibi geliyordu. Dolu, onlarla geçirdiği fazla anısı olduğundan olsa gerek; ilk muhabbet edişlerinin tarihini görse ona alışmasına yakıştıramazdı bile. Keşke işler yolunda gitseydi. Keşke adını bilemediği içinde peydahlanmış bu duygu yaşadıkları anları doğru hissettirmemeyi kesseydi.
Keşke ihtiyaç duymasaydı ve istemeseydi ve ötesi için heyecanlanmasaydı ve tanrım, çıldıracaktı! Keşke neler olduğunu bilseydi ve en iyi şıkkın ne olduğunu kestirebilseydi. İçindeki düşünceleri dizginleyebilmek için nelerini vermezdi! Ama olmuyordu işte, şıkları nihayet belirleyebilse bile beğenemiyordu bir türlü.
Aklı karışıktı. Aklı bayağı bir karışıktı.

Annesi üç haftadır, yazdığı üç mektuba da cevap yazmamıştı. Annesini özlerdi Ray, hele yeni bir şeylere bu kadar ihtiyacı olduğu günlerde daha da çok. Zaman gözüne batıyordu sanki. Her şey içi böyleyken hemen, o anda olmalıydı onun için. Sahi, ne diye son bir ay kafasını bu derece eritmişti acaba? Kocaman bir of çekesi vardı. Ki çekti de okuduğu sayfa bitince. Başı ağrımaya başlamıştı. Büyük bir ağrı değildi belki ama ufak ufak şakaklarından alnına yayılması Ray'i pes ettirmeye yetiyordu. Eğildiği kitaptan, kitabın kapağının altına koyduğu elini çekip serbest bırakarak doğruldu. Gözlerini yumdu. Parmaklarını göz pınarlarına götürüp hafif hafif ovmaya başladı yorgun bir halde. Uykusu gelmişti. Ciddi bir sinir atma gecesine ihtiyacı vardı -ya da o anlık hafif bir ağrı kesiciye?
"Boşsan biraz başıma masaj yapsana?" dedi yorgun sesiyle belirli bir kişiye söylemeden. Gözleri hala yumuluydu, ikiliden birine bakmamıştı konuştuğunda. Lee veya Daniel, birisinin parmaklarıyla rahatlamaya epeyi ihtiyacı vardı. Hoş, biraz oturup düşünse o kişinin Lee olması çok daha tuhaf ve akıl karıştırıcı hissettirirdi ya... Her ne ise, Ray aklını karıştıran şeyin Lee olduğunu bilmeden, düşünmeden, onunla muhabbetlerinin artık çok daha farklı hissettirdiğinin aklından uçmasıyla söyleyiverdi. O an düşündüğü tek şey üzerine yayılmış yorgunluğu ve baş ağrısıydı.

Back to top Go down
 

bahar & yeni har yetmesi

View previous topic View next topic Back to top 
Page 1 of 1

Permissions in this forum:You cannot reply to topics in this forum
 :: Kütüphane-