Share | 
 

 aşklarımlı rp ama aslında bitmişti bu

View previous topic View next topic Go down 
Flavio Marquesa
serbest meslek serbest meslek
avatar
Gerçek İsim : pınk

PostSubject: aşklarımlı rp ama aslında bitmişti bu   Thu May 15, 2014 8:45 pm

Diagon Yolu’ndaki dikkat çekmekten yüzlerce ışık yılı uzaktaki Roadhouse isimli bar sinek avlıyordu. Barın arkasında aheste aheste cam bardakların tozunu alan kadın, omuzlarında son bulan saçlarını rahatsız bir şekilde arkaya atsa da sarı saç tutamları yeniden gözünün önüne düştü. Öfkeyle homurdanan kadın işine devam ederken tahta masalardan birinde bulmaca çözen orta yaşlarının sonlarını yaşayan adam ellerini istemsiz olarak saçlarından geçirerek barın arkasındaki kadına baktı. Kadın, genel olarak memnuniyetsiz bir tavır içerisinde olduğundan öfkeli homurtular ikilinin hayatında aşina oldukları şeylerdi. Kendiyle ilgili neredeyse hiçbir şeyden tatmin olmaz fakat kendisi dışındaki herkes ve her şeye karşı boşvermiş bir tavır takınırdı bu kadın. Selina Marquesa, Flavio Marquesa’nın yirmi yıllık karısı.

Evlendiklerinde Flavio yirmi üç yaşındaydı. Kendisinden üç yaş küçük eşiyle birlikte yeni bir hayat kurarlarken hiç zorlanmamışlardı. Roma’da yapılan sade düğün Flavio’nun seçimiydi. Abisi Giorgio ve küçük kardeşi Eugenio’nun aksine o, parası yokmuş gibi davranmayı severdi. Düğünden sonra beş yıl İtalya’nın çeşitli şehirlerinde –sanki ihtiyaçları varmış gibi- çeşitli işlerde çalıştıktan sonra Selina’nın isteği üzerine İngiltere’ye yerleşmeye karar verdiler. On beş yıldır Londra’dalardı ve yedi yıldır Roadhouse’u işletiyorlardı karı-koca beraber.

Günün bu saatinde barın boş olması beklenmedik bir durum değildi elbet. Nadir de olsa bir ya da iki kişi alışveriş arası susuzluğunu gidermek için gelirlerdi fakat bunlar istisnai durumlardı. Kimse sabah onda midesine alkol yollamayı tercih etmezdi fakat barı saat dokuz buçukta açmak alışkanlıkları olmuştu. Alışkanlıklardan kurtulmanın ne kadar zor olduğunu bilirsiniz. Hoş, Selina için “alışkanlık” kelimesi bir şey ifade etmiyordu ya… Bu gösterişli kadında bağlanma denen şeyden eser yoktu. Ne bir insana, ne bir nesneye, ne de bir rutine… Hayatının gidişatını kolayca değiştirebilecek güce sahipti. Daha sıradan bir insan olan Flavio’ya ayak uyduruyordu sadece. Bunda da güçlük çekmemişti.

“Bırak artık. Birazdan ben devam ederim.”
Selina, omuz silkerek elindeki bira bardağını tezgahın üzerine, toz bezini de hemen yanına bıraktı. Barın arkasından çıkarak kocasının yanına geldi. “Bugün kendimi iyi hissetmiyorum.”
Flavio, karısının günlerdir baş ağrısı çektiğini zaten biliyordu. Bara bir yardımcı almak şarttı, özellikle ikisinden biri rahatsızlandığında bu ihtiyaç güneş gibi parlayarak ortaya çıkıyordu ama ikisinin içinden de yabancı biriyle uğraşmak gelmiyordu doğrusu. Selina insanlarla iletişim kurmak istemediğinden, Flavio da yedi yıldır kurdukları düzeni değiştirmekten çekindiğinden birini işe almak en azından şimdilik söz konusu değildi.

“Eve dön istersen. Haftanın ilk günü zaten fazla iş olmaz. Ben de erken kapatır yanına gelirim.”
Başını elleri arasında tutan kadın dirseklerini masadan kaldırıp olur anlamında başını salladı.
Sessizce çantasını ve paltosunu aldıktan sonra Flavio’ya el sallayıp bardan çıktı. Barın içinde cisimlenmek yasaktı.

Yarım saati geçkin bir süre sonunda tüm bardaklar tozu alınmış hâlde yerlerinde duruyorlardı. Saat on buçuğu gösteriyordu. Flavio’nun aklından barı şimdi kapatıp eve gitmek geçti. Bu müthiş fikir o kadar hoşuna gitmişti ki kendine mental bir beşlik çaktı. Askılıkta duran paltosuna doğru giderken barın açılan kapısı, loş ortamı soluk gün ışığıyla doldurdu birden. İçeri giren genç kız, çekingen bir tonda sordu.
“Kapatıyor muydunuz?”

_________________

ya aşkım mısın:
 
Back to top Go down
Clara Jones
profesör asistanı profesör asistanı
avatar
Gerçek İsim : pınk

PostSubject: Re: aşklarımlı rp ama aslında bitmişti bu   Thu May 15, 2014 9:00 pm

Aldığı hayır cevabının ardından loş mekandaki boş masalardan birine oturdu, zaten günün bu saatinde içeride Clara’dan başka müşteri de yoktu. “İnanılmaz susadım. Burada işlerim vardı. Ben Hogwarts’ta asistanım da, profesörün almamı istediği bazı şeyler için Londra’ya gelmek zorunda kaldım. İnanabiliyor musunuz, ta buraya kadar beni yolladı. Ne kadar uzun bir yolculuk yaptığımı tahmin edersiniz. Üstelik kalacak yerim bile yoktu fakat yine de dün akşam yola çıktım, sabah erken saatte burada oldum. Neyse ki dükkanlar erken açıyorlarmış. Neredeyse tüm işlerimi hallettim. Yaratıklarla uğraşmak iğrenç bir iş. Sihirli yaratıklara ilgi duyuyor musunuz? İnsanlara işimi söylediğimde beni garipsiyorlar, eh haklılar da. Başka bir iş bulabilsem bunu yapmak zorunda kalmazdım fakat şimdilik mecburum. Para kazanmak zor iş. Siz de biliyorsunuzdur, burada çalışıyorsunuz. Burası sizin mi? Yoksa sadece işletiyor musunuz?” Üzerindeki açık pembe kabanı çıkarırken o kadar çok konuşmuştu ki karşısındaki yabancı adam şaşıp kalmıştı. Herhalde daha öncesinde Clara kadar çok konuşan biriyle karşılaşmamıştı. Fakat Clara konuşmasını bitirdiğinde adam o kadar güzel gülümsedi ki, kızın içindeki şimdi beni kovacak korkusu uçup gitti. Karşılık olarak o da adama gülümsedi. “Bu arada ben Clara.” Adının Flavio olduğunu söyleyen adamın elini sıktı.

Günün bu saatinde alkol almak istemediği için balkabağı suyu sipariş verdi. “Yapacak işiniz yoksa içeceğim bitene kadar bana arkadaşlık eder misiniz? Yalnızken çok sıkılıyorum ve burası gerçekten çok sessiz.” Adam hafifçe gülüp Clara’nın karşısındaki sandalyeye oturdu.
“Çok konuştuğumun farkındayım. Kafanızı şişirdiysem özür dilerim.”
Adam yine güldü. Her söylediğimden sonra gülecekse işimiz var, diye düşündü Clara. Çünkü şimdiden kendini maymun gibi hissetmeye başlamıştı bile. Belki de ciddi konulardan konuşmalıydı. Belki de artık konuşmamalıydı. Girer girmez binlerce cümle kurmuştu zaten.
“Benim için güzel bir değişiklik oldu. Dediğiniz gibi, burası çok sessizdi.”
Clara o sırada meyve suyunu içtiği için –balkabağı sebze miydi yoksa?- cevap veremedi.
“Evet, burası benim. Yedi yıldır buradayız. Daha önce gelmemenize şaşırdım.”
“Gelmediğimi nereden biliyorsunuz?”
“Gelseydiniz hatırlardım.”
Bu apaçık bir iltifattı ama Clara anlayamayacak kadar saf olduğundan “Vaaay, ne kadar da kuvvetli hafızanız varmış. Her müşteriyi hatırlamak inanılmaz bir şey.” dedi. Balkabağı suyu da gerçekten çok lezzetliydi. Clara ikinci bardağı istediğinde Flavio da kendisine bir bardak aldı ve Clara’nın beş dakikalık soluklanma süresi uzayarak iki saate dönüştü.

“Vay canına zaman ne kadar çabuk geçmiş! Hâlâ almam gereken şeyler var. Ne yazık ki şimdi kalkmalıyım. Seninle konuşmak gerçekten çok zevkliydi Flavio. Daha çok ben konuştum gerçi.” Son cümleyi söylerken hafiften utanmıştı, neyse ki yanakları kızarmak gibi bir aptallık etmemişti. “Seninle konuşmak da öyle.” Clara’ya katlanabilmiş nadir insanlardan biriydi bugün tanıştığı şu adam. “Bana mektup yazabilirsin. Böylece mektup arkadaşı oluruz.” Bunu neye güvenerek söylemişti bilmiyordu. Muhtemelen Flavio ona asla mektup yazmayacaktı hatta bir daha görmek bile istemeyecekti çünkü Clara gerçekten ama gerçekten çok garip davranmaya başlamıştı. Fakat Flavio, çoğu zaman yaptığı gibi yine güldü onun bu davranışına. “Tabii ki yazarım. Mektuplaşmak bana da iyi gelebilir.”

Gülümseme sırası şimdi Clara’daydı. Bardan çıkarken o kadar çok sırıtıyordu ki, Cheshire Kedisi’yle karıştırılabilirdi.

- DI END -

_________________
okuldayken kılara:
 

beyle:
 

başka türlü olacak gibi değildi:
 

Back to top Go down
 

aşklarımlı rp ama aslında bitmişti bu

View previous topic View next topic Back to top 
Page 1 of 1

Permissions in this forum:You cannot reply to topics in this forum
 :: Roadhouse Pub-